TALiP ÖZTÜRK ROPORTAJI




Atçılığa gönül vermiş, camiada bulunmaktan mutluluk duyan bir isim o...

Yanlış  anlaşılmış olmaktan yakınan ama yine de kimseye kızamayan biri...

İnsanlara  zaman vermenin doğru olacağını düşünen bilinçli bir işadamı...

Uluslar arası atçılıkta ülkemizi temsil etmeyi gönülden isteyen, Atçılığa olan sevgisini gözlerindeki ışıktan anlayabilmenin mümkün olduğu Talip Öztürk ile keyifli dakikaları sizler için satırlarımıza aktardık.

Kemal AKYER: Sizi kısaca tanıyabilir miyiz ?

Talip ÖZTÜRK: Ben  1972 Samsun Çarşamba doğumluyum. İlkokulu bitirdikten sonra İstanbul’a geldim. 13 yaşından bu yana İstanbul’dayım.

Kemal AKYER: İş hayatına ne zaman atıldınız ?

Talip ÖZTÜRK: Kendimi bildim bileli çalışıyorum. O zaman ağabeylerim Topkapı’da çalışıyorlardı ben Samsun’dan ilkokulu bitirip geldiğimde onların yanında başladım. Yani ilkokulu bitirdiğim günden bu yana çalışıyorum.

Kemal AKYER: Kaç kardeşsiniz ?

Talip ÖZTÜRK: Biz 3 erkek, 3 kız kardeşiz ,1 ağabeyimiz de rahmetli oldu.

Kemal AKYER: Atlarınızı kaç yıldır yarış sahalarında koşuyorsunuz ?

Talip ÖZTÜRK: Ben, yarışçılığa Uğur Atan sayesinde başladım ki şöyle Uğur abi çok sevdiğim ve benim için çok önemli bir insandır. Otogarda aynı yönetimde bulunuyoruz biz. Onun atları koşardı hep, ben de meraklıydım, severdim atçılığı. Bana bir at sözü vermişti. Bir at ver, bir at ver… Bir gün dedi ki bana:  -Git ahıra 5-6 tane at var. Hangisini istiyorsan al senin olsun, dedi. Gittim çok güzel bir at gördüm o kadar güzel ki at enteresan. Dedi ki bunun ayağında problemi var, düzelmeyebilir. Dedim ki: -Ağabey benim şansıma bu olursa olsun…Alma oğlum etme eyleme dese de onu aldık tabii. Atta tendon uzaması da vardı, düzelmedi yarış hayatı bitti sonra ama bu, bir başlangıç oldu benim için atçılığa. Sonra  hani atları ben çok seviyordum zaten bizim bir arkadaşımız var Adanalı Ahmet Cemil diye. Sürekli olarak; bana bir at alalım, bir at alalım diyordu. Sinyor diye bir atla bizi atçılığa başlattırdı. Ondan  sonra Yaz Dostum’u almıştım. Sonra Sinyor koşmaya başladı.  Sinyor ilk yarışında kazanmıştı yani benim atçılığım Sinyor ile başladı. Yaklaşık

1992 – 1993 senesinden bu yana atlarım var ve koşuyorlar.

Kemal AKYER: 2009 yılında Actionmax ve Bambino dikkat çeken safkanlarınız olmuştu. Hakkar isimli safkanı satın alarak camiada adınızdan söz ettirdiniz. Şampiyon Turbo’ya 6 Milyon TL vererek satın almak istediğinizi,  İzmir’de önce Alperkaan’ı almak istediğiniz sonra ise almaktan vazgeçtiğiniz camiada devamlı olarak konuşuldu. Bize göre formda, hazır olan şampiyon İngiliz ve Arap atlarına talip oluyorsunuz. Bu düşüncemiz doğrultusunda Hakkar’ın alımı ile yaşanan süreci , Turbo ve Alperkaan’ın sizin açınızdan önemini, bu safkanlara teklif yapıldı mı ve bu konuda yaşanan gelişmeleri anlatır mısınız ?

Talip ÖZTÜRK: Şimdi önce şunu anlatayım yani camiada yanlış anlaşılmak istemem. Şu anlamda sanki birinin atı koşmuş başarılı oluyor iyi atlara hep ben talip oluyormuşum gibi bir imaj yaratıldı. Ondan rahatsızlık duydum bir kere çünkü şöyle bir  şey: Beni atçılığa Actionmax geri döndürdü. Ben öbür atlardan dolayı oralara fazla gelemememden yaşadığım sıkıntı ve problemlerden dolayı atçılıktan kopmak üzereydim benim orada bir akrabam var Ethem ağabey diye. Daha  doğrusu bir yeğenimin kayınpederi -bu atlara bakan- beni o döndürdü zorla. Bana Actionmax’i aldırdı. Bana  bir ay yalvardı alayım diye sonunda aldırdı ve o beni atçılığa geri döndürdü. Bana teklif geldi ben de aldım. Hakkar’a gelince benim bir arkadaşım ilgileniyordu pazarlık ettiler anlaşamadılar o arada benim antrenörle biz alsak mı almasak mı teklif var gibi teklif edildi ben Hakkar’da pazarlık yaptım anlaştım Hakkar’ı aldım ertesi gün vazgeçtiler atı satmaktan aldım ama anlaştım tabi şimdi arada aracılar olunca tam şeyi göremiyorsunuz Hami ağabeyide iyi tanımadığım için o dönem : “Allah’ım, nasıl bir insandır, nasıl olur böyle şeyler konuşulur”derken tekrar bir pazarlık konusu oldu ve ben Hakkar’ı aldım ama Hami ağabey ile tanıştım. Bu arada ve çok beyefendi çok farklı bir insan olduğunu gördüm bugün de çok sevdiğim atçılar arasına girdi. Benim için Hakkar’ı böyle bir vesileyle aldım. Turbo’ya gelince benim öyle bir teklifim falan olmadı. Herkes ister ki Turbo gibi bir atı olsun ama Türkiye’de böyle bir at olduğu için ben kendi adıma  atları böyle görmekten mutluyum, benim olsun başkasının olsun ama Turbo ile alakalı birisi bana teklif etseydi 6 Milyon verir miydim vermezdim. Alperkaan’a gelince ben istemedim ben teklif etmedim İzmir’de koştuğu koşularda problem yaşamışlar herhalde. Yarım kan diye orada burada bağırmışlar at sahibine atını burada koşturmayız diye. Al buradan atını git gibi şeyler olmuş beni arkadaşlarım aradı. Dediler ki : “Burada böyle bir at var, bu atı koşturmuyorlar. Atın sahibi mağdur, bu atı koşturmazlar, böyle problemler var. Bu  atı alır mısın, koşabilir misin?”  Ben de dedim ki: “Bu at için yarım kan diyorlar, yarım kan atı alıp koşmam ama ben bunu sorarım TJK’ye, Bakanlığa bana derlerse ki biz bu atın okeyini verdik. Bizim için böyle bir şey yoktur bu atı alabilirsin, derlerse ben alırım anlaşırsak. Ben atı sordurdum dediler ki “Biz bu ata kimliğini verdik, at artık koşabilir. Yarım kan falan da değil bizim gözümüzde, alabilirsin” diye atın sahibi ile telefonda konuştum dedim ki: Ne istiyorsun atına, bu kadar para veririm yalnız bir şartla gönderirim antrenörümü. Bu işle ilgilenen arkadaşım bakar ve bana derse ki “Okeydir, bu atı alabilirsin”  o zaman alırım. Okey vermezlerse almam. “Tamam, bu atı siz koşarsınız, ben sizde olmasını istiyorum. İyi bakarsınız ben de olsam orada koşmazdım direkt İstanbul’a getirip, bekletirdim.” Problemleri olduğunu duymuştum atın nallarının birinin 1. numara küçük diğerinin 1 numara büyük olduğunu, tırnağı ile ilgili problemler yaşadığını, tendon uzaması olduğunu ordaki arkadaşların verdiği raporda en fazla 3 yarış 4 yarış daha koşabilir, o da belli değil. Onun dışında yarış hayatının olmayacağını söylediler. Ben dedim ki alamam böyle bir atı ben keyif yapmak için zevk için alıyorum, bundan bir beklentim yok , para kazanmak için yapmıyorum, ben bu atı alamam, dedim. Öyle vazgeçtim ama bu atların hiçbirisine ben para teklif etmedim.

Kemal AKYER: Peki niye basında televizyonlarda sizin adınızı konuşuyorlar birileri mi yapıyor bunu ?

Talip ÖZTÜRK: Bir gün benim ağzımdan bir yorum ya da herhangi bir şey söylediğimi hiç gördünüz mü? Benim için önemli olan benim düşüncelerimdir. İnsanlar her şeyi konuşuyorlar, ben sahaya geldiğim zaman bir sürü şey konuşuyorlar. Ben kız arkadaşımla geldiğim zaman bile onu arkamdan 1 ay konuşuyorlar yani ben kalabalık geldiğim zaman da onu konuşuyorlar. Her şeyi konuşuyorlar. Ben niye konuşuyorsunuz? diyemem. Çuval değil ki ağzını büzesin, kapatasın ama gerçekten çok rahatsız olduğum konu özellikle onu söyledim. Herkesin iyi atına sanki ben talip oluyormuşum gibi sanki bu hava bu şeyden kurtulmak istiyorum. Bir adamın atının değeri 10 Lira’ysa başkaları 6 – 7 Lira veriyorsa ben 11 Lira veririm. Değerini veririm, alırım, satıyorsa ama herkesin iyi atına ben gidip teklif edip bu da benim olsun bu da benim olsun gibi bir düşüncem yok.

Kemal AKYER: Veliefendi Hipodromu’nda 2 yaşlı taylarınız çalışmalarını sürdürüyor. TALİP ÖZTÜRKekürisini büyütürken sınırın kaç atta kalacağı doğrultusunda kafanızda bir plan yaptınız mı ?

Talip ÖZTÜRK: Valla benim için bir sınır yok. Şu anda benim 7 tane atım var ; 3 tane koşan, 4 tane tay ama benim için bir sınır yok. Kendime göre çok iyi gördüğüm atları da alıyorum. Bugün şu anda at alma ihtiyacı duymuyorum. 3 tane koşan 4 tane koşacak tayım var ama çok güzel at olur da bana teklif olursa düşündüğümü alabilirim ama benim 15 tane atım olsun 16 tane olmasın ya da 5 taneye düşüreyim gibi öyle bir düşüncem yok.

Kemal AKYER: Şampiyon safkanlarla başarıları yakalamak klasik grup yarışları ile adını şampiyon listesine yazdırmak özellikle İngilizlerde Gazi, Araplarda ise Cumhuriyet Koşusu’nu kazanmak her at sahibinin hayalidir. Bir hara kurarak şampiyon safkanlar yetiştirip koşmayı aklınızdan hiç geçirdiniz mi ?

Talip ÖZTÜRK: Olabilir ileride ama benim için henüz erken daha dediğiniz gibi önce bir çiftlik bir hara kurup yetiştiriciliğe de başlamak bu iş için olabilir yani.

Kemal AKYER: O zaman atları siz çok seviyorsunuz uzun yıllar yarış camiasında olacaksınız.

Talip ÖZTÜRK: Her şeye rağmen olacağım.

Kemal AKYER: Sabah idmanlarında safkanlarınızı görmek için hipodroma geliyor musunuz ?

Talip ÖZTÜRK: Çok nadir...

Kemal AKYER: Allah ayaklarını düz bastırsın. Hakkar Veliefendi Hipodromu’nda turvakar galoplarla 2010 yılı İstanbul yarışlarına hazırlanıyor. Bu  yılki Gazi’nin şanslı isimlerinden... Şampiyon bir ata sahip olup buna kendinizi hazır hissettiğiniz anda yurtdışında ülkemiz adına  formanızı temsil etmeyi düşünür müsünüz?

Talip ÖZTÜRK: Çok isterim. Avrupa’da Türkiye’yi temsil etmek TJK’nin adını duyurmak Avrupa’da bir yarış kazanmak başarı göstermek benim için çok önemlidir. Ben Actionmax’ın ayağı çatlamış olmasaydı onunla bile gitmeyi düşünüyordum.

Kemal AKYER: Sizin Sergen Yalçın  ile yakın arkadaş olduğunuz bilgileri aldık. Sergen Yalçın ile tanışmanız hangi yıllara dayanır ?

Talip ÖZTÜRK: Sergen Yalçın ile arkadaşlığımız çok uzun yıllara dayanıyor , çok sevdiğim bir kardeşimdir. benim iyi bir arkadaşımdır ve haftanın çoğu günleri beraber oluruz.

Kemal AKYER: 21 Şubat’ta yapılan genel kurul asli üyeliği için adaylığınızı koydunuz bu yıl ilk kez yapılan asli üyelik yeni seçim sisteminde 10 asli üyeden imza almanız gerekiyor. Referans veren 10 asli üyenin kimliğine ulaştık içlerinde Yönetim Kurulu’nda görev almış başkanlık yapmış asli üyelerin olduğu görüldü. Sizden daha uzun yıllar atçılık yapmasına rağmen size referans veren asli üyelerle yakın dostluk kurarak bu güveni sağlayamamış çok sayıda at sahibi tanıyorum. Siz bir at sahibi olarak kendinizi camiaya kabul ettirip kısa zamanda Asli Üyeler üzerinde  bu güveni nasıl sağladınız ?

Talip ÖZTÜRK: Aslında çok büyük bir şey yapmayı düşünmüyorum ama benim insani ilişkilerimin iyi olduğunu düşünüyorum. Her  şeyden önce kendimi sevdiremediğim ve sevmediğim ortamların içerisinde bulunmam. Bulunmuş olduğum, girmiş olduğum ortamlarda insanlara saygıda kusur etmem. Beni dışarıdan insanlar biraz yanlış tanıdığı için belki de benim üzerim burada fazla çizildi  ve ben imzayı attırdıktan sonra hiç kimseyle gidip de görüşmedim. Bana  oy verin, böyle yapın demedim. İnsanların  beni zamanla tanıyacağını düşünüyorum. Ben  zaten oraya giremeyeceğimi biliyordum ama oraya girip oraya müracaat etmek yani orada ismimin bulunmasını istedim ama dediğim gibi çok kolay değil buraya girebilmek. Yani  birinci seferde giren çok az, bir de insanların beni yanlış tanıdığını düşünüyorum. Beni gerçekten tanıyan insanlar bana o imzayı atarlar ama diğer insanların tanıması için benim orada daha çok zaman geçirmem gerektiğini düşünüyorum. O  insanlarla daha içli dışlı olmam gerektiğini düşünüyorum. Beni  oradaki insanların biraz yanlış tanıdığını düşünüyorum. Herkesin  seveni sevmeyeni vardır. Bizi de orada görmek istemeyen bazı insanların bizi insanlara yanlış anlattığını düşünüyorum. Ben o insanlara anlatılan gibi bir insan değilim. Öyle  olsam zaten sizin de dediğiniz gibi geçmişte iki başkanlık yapmış yönetim kurulunda bulunmuş çok önemli kişiler o kağıdın üzerine imza atmazlar. Dolayısıyla  demek ki ben orada biraz yol kat etmişim. Ben  sadece bu seferlik girmek istedim. Bana  oraya seçilemeyebileceğimi de söylediler. Ben  kendim de biliyordum ama oraya seçilemedim diye hayatımda bir değişiklik olur mu, kırgınlık olur mu derseniz de ; asla öyle şeyi umursamam yani düşünmem bile. Açıkçası beni hiç etkilemedi arayıp şu kadar oy aldın, şöyle oldu, dediler. Canımız  sağ olsun, dedim ve kapadım. Benim  için hiç önemli değil çünkü ben orayı ,orada olmayı çok seviyorum. Ben  orada asli üye olsam da olmasam da ben atlarımın peşinde oraya zaten geleceğim, gideceğim.Ben oradaki insanlara bir yanlış veya bir saygısızlık yapmadığım sürece ya da rahatsızlık vermediğim kimseyle bir problem yaşamadığım sürece tabii ki herkes asli üye olmak ister. Çok  gurur verici  ve büyük bir şey TJK’ye asli üye olmak, o toplumun içinde bulunmak hakikaten onur verici bir şey.

Kemal AKYER: Günün birinde Asli üye olmanız halinde yarışçılığımıza nasıl hizmetlerde bulunmak istersiniz?

Talip ÖZTÜRK: Oradaki insanlar ne gibi bir hizmet veriyorsa ben de var gücümle çalışırım.  TJK  bir futbol kulübü gibi değil, dışarıdan gelip para koyup futbolcu satın alasın. Ben  zaten oraya  bir hizmette bulunduğumu düşünüyorum çünkü atçılıkta bir at 150 Lirayken ben at istediğim zaman 300 Lira oluyor yani ben bu şekilde zaten at alarak orada atlarımı koşturarak yani bir hizmet verdiğimizi düşünüyorum. İlerde  düşünün ki bir çiftlik yaptığımı atlarımı çoğalttığımı zaten bu da bir hizmet olacak atçılığa başka dediğim gibi bir futbol kulübü değil ki para koyup futbolcu alasın ki hizmet edesin. Yani orada üye olup tabii ki o güzide  topluluğun içerisinde bulunmak isterim

Kemal AKYER: Hangi takımı tutuyorsunuz ?

Talip ÖZTÜRK: Ben Galatasaray üyesiyim.

Kemal AKYER: Siz Metro turizm şirketinin  büyük hissedarlarından birisiniz bunun dışında uğraştığınız başka iş kollarınız var mı ?

Talip ÖZTÜRK: Var atçılık.

Kemal AKYER: Sizin safkanlarınız koştuğu gün iki minibüs dolusu korumayla hipodroma geldiğiniz söylenirken bunlar hakikaten doğru mu yoksa sizin gibi atları seven çalışanlarınız yakınlarınız mı  yoksa sizin formanızı koşuda destekleyen arkadaşlarınız mıdır ?

Talip ÖZTÜRK: Ben iki minibüs insanla gelmiyorum. Sevdiğimiz dostlarımız, arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, bu işi sevenler, at yarışını sevenler çevremizde mevcut. Ben  geldiğim zaman bir arkadaşım geliyor, onun da bir arkadaşı geliyor ve bir sürü kişi geliyor. Beni  seven insanlar geliyor, yarışı sevenler geliyor, benim atımı desteklemek isteyenler geliyor. İki  minibüs koruma öyle şeyler değil tabii ki ama ben yapmış olduğum işim ve hayatım gereği korumayla dolaştığım doğrudur. Bunun  kimseye rahatsızlık verecek boyuta geldiğini düşünmüyorum ama iki minibüs korumayla geliyorum, insanlara rahatsızlık veriyorum gibi şeyler mümkün değil. Sadece  Veliefendi Hipodromu’nda değil benim genel hayatımda öyle bir şey olamaz.İşim gereği yanımda çalıştırdığım bulundurduğum insanlar var. Bizim şirketimizde 5000’ in üzerinde sigortalı çalışan var. Türkiye geneline baktığınız zaman Metro turizm dediğiniz zaman otobüsçülük diyerek geçmemek lazım Türkiye genelinde çok büyük bir kitleye sahibiz biz yani Türkiye’nin en büyük otobüs şirketiyiz. Her  şeyden önce Metro turizm Türkiye’de 1000’in üzerinde servis yapıyor. Bir gün de onun için bunlar çok önemli şey değil iki minibüs değil iki otobüs gelmesi lazım desteklemek için.

Kemal AKYER: Ağabeyiniz atçılık yapmanıza karşı çıkıyor mu ?

Talip ÖZTÜRK: Her şeyden önce bir ağabeyim rahmetli oldu, diğeri de buradadır. Bizim  ailemizin reisi herşeyi odur. Benim  için de hayatımda çok önem arz eden insandır. Atçılığı  sevmeme yönünden  değil de ama işlerimizin yoğunluğundan dolayı daha çok işlerimize zaman ayırmamız gerektiğini fırsat buldukça söyler ama atçılık sevmediği bir konu değildir. Bu da herhalde insanların kafalarında yarattığı bir dedikodu olsa gerek.

Kemal AKYER: Atları ve atçılığı çok sevdiğiniz  ve atçılıkta hedefleriniz olduğu bilgileri için neler söyleyeceksiniz ?

Talip ÖZTÜRK: Benim hedefim burada çok iyi atlar bulup yurtdışında onları koşmak. Amacım burada iyi atlarım olsun onlarla yurtdışına gideyim ve ülkeyi temsil edeyim. Yani  benim için heyecan yaşamak... Her yer olabilir önemli olan o atlara sahip olabilmek. Bugün  Pan River gitti,  yarış kazandı. Dostlarımla  büyük heyecanla buradan hep beraber izledik. Ben  gidip bir milli maç oynanıyormuş gibi destekledim. Gerçekten  çok samimi olarak söylüyorum ki inşallah bu yarışı da kazanır inşallah bundan sonra başka atlarımız da gider orada kazanır. Tabii teşvik etmek lazım bu insanları biraz.

Kemal AKYER: Size bakarak şunu hissediyorum: Siz kesinlikle yurtdışına bir şampiyonluk götürmeye kararlısınız .

Talip ÖZTÜRK: Çok...

Kemal AKYER: Atçılık sizce karlı bir iş mi ?

Talip ÖZTÜRK: Valla açıkçası benim öyle bir beklentim olmadığı için bir şey görmedim.

Kemal AKYER: Atçılığın geleceği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?

Talip ÖZTÜRK: Çok kötü bir gidişat görünmüyor. Ufak tefek aksaklıklar her yerde olduğu gibi burada da olabilir ama iyi olacağını düşünüyorum ben.

Kemal AKYER: Bu işi yapmak isteyenlere ve yatırım yapacak olanlara bir öneriniz olacak mı ?

Talip ÖZTÜRK: Şu anda benim öyle bir önerim olamaz zaten. Türkiye’de çok önemli atçılar ve  yetiştiriciler var. Ben  daha bir at yetiştiricisi bile değilim yani öyle bir öneri hakkım olduğunu düşünmüyorum insanlara,  ondan benden daha iyi bilirler bu işi. Ben  şu anda başka bir yönündeyim işin. O yöne geçtiğim zaman ancak bunları söyleyebilirim.

Kemal AKYER:  Son olarak camiamıza bir mesajınız var mı ?

Talip ÖZTÜRK: Bütün atları ve atçılığı insanları öncelikle ben her şeyden çok seviyorum oradaki arkadaşları, dostları, başkan olsun, yönetim olsun bu insanları çok seviyorum yani benim yanlış gördüğüm şeyleri söyleyebilirim. Ancak  mesaj olarak ki şu anda benim için orada yanlış giden bir şey yok. Biraz  önce söyledim üyelik konusunda da ben kendi adaylığımı koydum. Bana  24 tane oy çıktı. Mesela bana oy veren vermeyen herkese  teşekkür ederim. Ben bir gün oradaki insanlara da kendimi iyi ifade edip anlatabileceğimi düşünüyorum ama bunun zamanla olacağına inanıyorum. Zamanla  inşallah orada oluruz. Orası  için ne yapmamız gerekiyor, bizim üzerimize neler düşüyorsa  biz de onları yaparız. Dediğim gibi mesaj olarak söyleyeceğim öyle çok önemli bir şey bugün için yok.

Kemal AKYER: Ailenizde sizden başka atçılığa meraklı olup at koşamayan var mı ?

Talip ÖZTÜRK: Yok.

Kemal AKYER: Bize vakit ayırdığınız ve bu güzel röportajı yapma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

Talip ÖZTÜRK: Rica ederim.

 

© 2007 - HURKONT Bülten Dağıtım Ltd. Şti. her hakkı saklıdır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !